Obezite ve Obezite Tedavisi

Obezite, vücutta sağlıksız fazla yağ birikmesi durumudur ve etkili bir şekilde tedavi edilmelidir.

Hâlihazırda obezitenin değerlendirilmesi için VKİ (Vücut Kitle İndeksi) denilen ve kilonun boyun karesine bölünmesi ile elde edilen değer (kg/m2) kullanılmaktadır. Burada akılda tutulması gereken nokta VKİ’nin antropometrik bir ölçüm olduğudur. Prensip olarak VKİ değeri kişinin sadece uzunluk-ağırlık oranını verir, ağırlığının yüzde kaçının yağ olduğunu göstermez. Dolayısıyla VKİ değeri vücut kompozisyonunu yansıtmaz, yağlı ve yağsız vücut kitlesini birbirinden ayıramaz ve kişinin fiziksel aktivite durumu hakkında fikir veremez. Burada vurgulanması gereken bir diğer nokta da klinik kullanımda olan vücut kompozisyon analizi sistemlerinin de (X-Ray Absorpsiyometri hariç) daha önceden yüklenmiş olan programlar dahilinde indirek ölçüm yaptığıdır. Bu konu ilerleyen bölümlerde daha detaylı olarak ele alınacaktır. VKİ ile ilgili bir diğer husus da bu ölçümün cinsiyet, yaş ve ırk arasında da ayrım yapma imkânı vermediğidir. Daha da önemlisi VKİ hastalığın ağırlığını da göstermez. Bizlerin obezite ve metabolik sendrom ile ilgili hastalık şiddetini gösterir daha objektif kriterlere ihtiyacımız olduğu aşikardır.

Obezite kronik bir sağlık sorunu olup, kronik tedavi gerektirmektedir. Tedavinin başarılı olabilmesi için yaşam tarzı değişikliği ve fiziksel aktivitenin de dahil olduğu kapsamlı bir konsept gerekmektedir. Ne var ki, bu kombinasyon çoğu hastada etkili olamamaktadır. Diyabeti engellemeye yönelik çok sayıda araştırmada yaşam tarzı değişiklikleri ile uzun vadede etkili kilo kaybı oranları %5’in altında kalmaktadır. Bu hastaları bekleyen bir diğer tehlike ise reaksiyonel geri dönüşlere bağlı verilen kilodan daha fazlasının geri alınmasıdır.
Tedavi edici yaşam tarzı değişiklikleri çok ciddi kilo problemi olmayan bireylerde kısa vadede olumlu sonuçlar verse de, BKİ (Beden Kitle İndeksi) 40’ın üzerinde olan bireylerde bu tedavinin olumlu sonuçlarına dair yeterli bilgi yoktur. Bunun nedeni hem uzun süreli uyum problemleri hem de obezitenin son aşamaya gelene kadar hastalar tarafından bir hastalık olarak değerlendirilmemesidir.

OBEZİTE TEDAVİSİ NEDEN ÖNEMLİ?

Obezite günümüzde tüm dünyayı tehdit eden küresel bir sağlık sorunudur. Eşlik ettiği ve ilerleyen dönemlerde eşlik etmesi muhtemel sağlık problemleri ciddi hasta ve hastalık maliyetlerine, yüksek oranda organ kaybına ve ölümlere neden olmaktadır.

OBEZİTE NASIL TEDAVİ EDİLMELİDİR?

Metabolik Sendromun tüm bileşenlerinde hastalık ortaya çıkışını önleme tedavi etmekten çok daha kolay ve ucuzdur. Burada akılda tutulması gereken nokta tedavide yaşam tarzı değişiklikleri ve sağlık profesyonelleriyle uyumun vazgeçilmez bir bileşen olduğudur. Bu nedenle obezite tedavisi daha başlangıçta uzun dönemli olarak planlanmaktadır. Bu planlamada vurgulanması gereken noktalar:
-Obez bireylerin tedaviye karar verme sebepleri sağlık sorunları değil, kozmetik-estetik kaygılar olabilir.
-Tedavi süresince uzun dönemli motivasyon ancak tedavinin başında gerçekçi hedefler konulmuşsa korunabilmektedir.
-Tedavinin aşamalandırılması ve hastada bir başarı hissi yaratmak, motivasyonunun sürdürülmesinde büyük önem taşır. Prensip olarak bu konsept hem beslenme ve davranış stratejileri, hem de fiziksel aktiviteyi artırma programları için de geçerlidir.
-Kısıtlama ve gözetim tedavinin odak noktaları olmamalıdır.
Ancak, tüm bunlara rağmen bilimsel kılavuzların eşliğinde aşağıdaki hususlar da bilinmelidir:
Geçtiğimiz son çeyrek asır içinde tip 2 diyabet gelişimini engellemeye yönelik çok sayıda klinik araştırma yapılmıştır. Tüm bu çalışmaların genel ortak hedefleri kilo kontrolü olmuştur.
Bu çalışmalarda;
-Hastalar insülin rezerv ve aktivitelerine göre homojenize edilmemişlerdir.
-Hastaların yaşadıkları ortam ve “obezojenik çevre” varlığı sorgulanmamıştır.
-Hastalara düzenli olarak bir klinik çalışmanın içinde yer aldıkları vurgulanmıştır.
-Düzenli aralıklarla bilgilendirme / bilinçlendirme toplantıları ve psikolojik destek saplanmıştır.
Tüm bunlara rağmen 3 yıl süreli efektif kilo kontrolü oranları %5’in altında kalmıştır. Eğer ki bizim kılavuzumuz bilimse, bilimin bize söylediği mevcut yöntemlerle diyabet gelişimi ve kilo kontrolü konusunda başarılı olamadığımızdır. Zaten, cerrahi tedavi de bu sebeplerden dolayı ortaya çıkmıştır.
Burada cerrahi tedaviyi vurgulamak yaşam tarzı değişikliklerinin olumsuz olarak anlaşılması maksadını taşımamaktadır. Sadece yaşam tarzı değişikliklerini uzun vadede uygulayabilen hasta oranlarının ne derecede olduğunu betimlemek ve tüm dünyayı etkileyen metabolik sendrom salgını ile mücadelede daha etkili tedavi yöntemlerine ihtiyaç duyduğumuzu vurgulamaktır.
Metabolik Cerrahi Derneği metabolik sendrom ve özellikle tip 2 diyabet tedavisi hususunda cerrahi tedaviyi tüm yönleri ile haklımıza ve sağlık sektörü çalışanlarına aktarmayı görev edinmiştir.

DMCA.com Protection Status
Copy Protected by Chetans WP-Copyprotect.